BU SAYFADAKİ İÇERİK BİLGİLENDİRME AMAÇLIDIR. TÜM TIBBİ DURUMLAR İÇİN ÖNCELİKLE VETERİNERLERE DANIŞILMALIDIR.
Yaşlı kedilerde aşağıda ele aldığımız hastalıkların ve tıbbi durumların tek başlarına ya da birlikte görülme olasılıkları artar. Bunların bazıları için tamamen iyileşme mümkün olmasa da erken teşhisle ve gereken çevresel iyileştirmelerin yapılmasıyla kedinin yaşam kalitesinin iyi düzeyde olmaya devam etmesi rahatlıkla sağlanabilir.
Kedinin sağlık sorunlarına karşı korunmasında birinci ve belki de birçok durumda en önemli basamak veterinerden önce bakım veren kişidir; bununla birlikte, hem bazı sorunların gelişmesi zaman aldığı için hem de kediler sorunlarını, hastalıkları, hatta yüksek düzeydeki ağrılarını bile saklamakta usta oldukları için bakım veren kişiler bu konularda bilgili ve proaktif bir farkındalık içinde değilse çoğu durumun gözden kaçması ve müdahalenin gecikmesi yüksek bir olasılıktır. Bir sorun olduğunu fark edebilmeniz ve ne kadar erken fark ettiğiniz (bkz. “Yaşlı Kediler ve Veteriner Ziyaretleri” sayfamızdaki veterinere gitmenizi gerektiren değişimler listesi), çoğu tıbbi durumda kedinizin tedavisinin nasıl geçeceğini ve tedavinin nihai başarısını etkiler; hatta bazı durumlarda güzel geçebilecek birçok yılın bir anda kaybolmasını engeller. Ek olarak, önleyici tıp ve erken müdahaleler, kriz yönetiminden çoğunlukla daha etkili sonuç verir; kediniz için çok daha az stresli ve daha az yıpratıcı süreçler söz konusu olur; ayrıca bu sizin için de daha kolay, stressiz ve daha az masraflı olacaktır.
Duyu zayıflamaları ya da kayıpları nedeniyle kedilerin çevrelerini algılama biçimleri temelden değişir, güvenlik ve kontrol duyguları bu değişimlerden doğrudan etkilenir ve bunlara bağlı olarak davranış değişimleri görülür. Bazı kediler daha sakin ve durgun, bazıları da daha reaktif, gergin ve huzursuz bir hale gelebilir.
İnsanlar gibi kedilerde de işitme yaşlılıkla birlikte azalır. Genelde kediler, işitme kayıplarını diğer duyularıyla telafi eder ve kayıp belli bir seviyeye ulaşana kadar insanlar durumun farkına varamaz. Durum yeterince ilerlediğinde; çağrılmaya tepki vermeme, ses kaynağı çok yakına gelene kadar tepki vermeyip bir anda irkilmeler, vokalizasyonların ses düzeylerinde artış gibi davranışlar fark edilen işaretler olur.
İşitme kaybı olan bir kediye, insanların, onu irkiltmeyecek şekilde kendilerini fark ettirerek yaklaşması, genel olarak etkileşimlere arkadan yaklaşarak başlanmaması önemlidir. İşitme kaybı ya da sağır olan yaşlı kedinizle etkileşimlerinizde beden diliniz daha önemli hale gelir. Pozitif pekiştirme eğitimleri veriyorsanız, belirli bir el hareketini ya da küçük bir feneri açıp kapamayı pekiştirici olarak kullanabilirsiniz. (Eğitimle ilgili kapsamlı bilgi için “Kedi Eğitimi” bölümümüzden faydalanabilirsiniz.)
Yaşlılığa bağlı olarak kedilerin görüşünü etkileyen, en sık rastlanan iki durum, lentiküler skleroz ve katarakttır.
Lentiküler sklerozda göz merceğinin yenilenmesini sağlayan lifler merkeze doğru yoğunlaşarak birikir, mercek mavimsi-grimsi bir renk alır. Işık retinaya ulaşmaya devam eder; bu nedenle lentiküler sklerozlu kedilerin görüşlerinde önemli bir azalma olmadığı düşünülmektedir; fakat derinlik algısı zamanla bozulabilir. Müdahale gerektiren bir durum değildir.
Katarakt genelde lentiküler sklerozdan sonra ortaya çıkar ve lensin opaklaşmasıyla ışık geçirgenliği önemli ölçüde azalmaya başlar. Görüş hastalık ilerledikçe azalır, körlüğe doğru gider. Genelde katarakt başka tıbbi problemlerin tetiklemesiyle başlar, bu nedenle veterinerler katarak teşhisinden sonra çeşitli testlerle tetikleyen durumu yakalamak isterler. Katarakt ameliyatı göz uzmanı veterinerler tarafından kedilere de uygulanmaktadır. Kedinin durumu uygunsa bu çözüm tavsiye edilebilir. Kedi ameliyata uygun değilse tedaviyle kataraktı durdurmak mümkün değildir.
Tedrici ilerleyen görme kayıplarında genelde kediler bu duruma iyi uyum gösterirler ve diğer duyuları yardımıyla yaşamlarını görece sorunsuz sürdürebilirler. Bununla birlikte, görme kaybı ya da kör olan kedilerin çevrelerinde değişiklik yapmamak, beyinlerindeki fiziksel haritanın bozulmaması ve oryantasyon kolaylığı için çok önemlidir. Aynı nedenle, kör kedilerin yerden kaldırılıp başka yere bırakılmamaları gerekir. Kokusal işaret noktaları (kafasını sürttüğü ve tırmaladığı yerler, tuvaletler, besleme noktaları vb.), temel kaynakların yerleri kör kediler için daha da önemli hale gelir. Kokusal işaret yerlerini silmemeye ve temel kaynakların yerlerini değiştirmemeye özellikle dikkat edilmelidir. Gece kedinin oryantasyonunu ve kaynaklara ulaşımını kolaylaştırmak için küçük gece ışıklarıyla temel kaynaklar ve dolaşım hatları aydınlatılmalıdır. (Kedide görme kaybı olmasa da bunu yapmak bilişsel gerilemeleri olan kediler için faydalı olur.)
Yaşlı kedilerde koku duyusunda da zayıflama olabilir. Koku duyusu, tat almayla ilişkili olduğu için kedinizin iştahı bu durumdan etkilenebilir. Aslında sevdiği bir gıdanın kokusunu yeterince alamadığı için ya da daha farklı algıladığı için yemek istemeyebilir. Bir bilimsel çalışmada, kedilerin, 37°C’a ısıtılan ıslak mamaları, 6°C ve 21°C’da servis edilen mamalara göre farkla daha fazla yediği gösterilmiştir. Islak mamaları bu şekilde ısıtmak, koku kaybı nedeniyle iştah azalması yaşayan yaşlı kedilerde önemlidir.
“5 Sütun” çerçevesinde kokuyla ilgili sütunda belirtilenlere özellikle dikkat edilmelidir.
Kedi, evrimsel baskılardan dolayı ağrıyı belli etmemekte ustalaşmış bir tür olduğu için bakım verenlerin bu konuda daha bilgili ve tetikte olmaları çok önemlidir çünkü birçok durumda bu gecikme hem kedinin uzun süre sıkıntı içinde olması hem de tedavinin, bazen telafisiz olarak, gecikmesi anlamına gelir. Yaşlı kedilerde ağrı birçok tıbbi durumla ilişkili olarak ortaya çıkabilir; uzun süreli ağrının en fazla nedeni olan durumlar şunlardır:
Dejeneratif eklem hastalıkları (osteoartrit ve spondiloz deformans)
Diş hastalıkları
Nörolojik hastalıklar (omurgadaki sinir sıkışmaları)
Yumuşak doku ağrıları
Dermatolojik (deri iltihabı, kulak iltihabı, iyileşmeyen yaralar)
Gözsel (kornea yarası, göz içi iltihabı, göz tansiyonu)
İç organlarla ilgili durumlar (kabızlık, megakolon, pankreas iltihabı, mesane iltihabı, iltihabi bağırsak hastalığı)
Kanser (birincil tümörle ya da tedaviyle ilgili ağrılar)
İnatçı ameliyat sonrası ağrıları (ampütasyonlar, mastektomi (meme dokusunun alınması), onikektomi (parmağın son boğumunun alınması))
Ağrı, topallama gibi net mobilite değişimleriyle dışavurulmuyorsa genelde davranış örüntülerindeki değişimlerden ve sosyal etkileşimlerdeki reaksiyonlardan anlaşılabilir:
Rutin davranışlardaki değişimler
İnsanlarla ya da evdeki diğer petlerle etkileşimlerdeki değişimler
Oyunda azalma
Tırnakların aşırı uzaması. (Dejeneratif eklem hastalıklarının neden olduğu ağrılar nedeniyle tırmalama davranışlarındaki azalmadan kaynaklanır.)
İştahın azalması
Okşanma tercihlerindeki ve okşanmaya verilen tepkilerdeki değişimler (agresif tepkiler, geri çekilme vb. hoşnutsuzluk ifadeleri)
Genel tımarlanmadan ya da spesifik bir bölgenin tımarlanmasından aniden rahatsız olmaya başlamak
Kaldırılmaktan rahatsız olmaya başlamak
Dinlenme-uyuma yerlerinin değişmesi
Daha çok uyuma
Zıplamanın azalması
Daha önce doğrudan çıkılan yüksek yerler için ara seviyelerdeki eşyaları kullanma ya da hiç çıkmama
Bir yerden aşağı inerken atlamak yerine kenardan aşağı doğru kayarak inmek
Merdiven çıkarken zorlanma
Tuvalet dışında yerlere kaka-çiş yapma
Nadir durumlarda topallama
Aniden ortaya çıkan akut ağrılar kedinin beden dilindeki bazı farklılaşmalardan anlaşılabilir. Sağlıkla ilgili Soru-Cevap sayfamızdaki “Kedimin Ağrısı Olduğunu Nasıl Anlarım?” başlıklı sorudan bu konuda faydalanabilirsiniz.
İnsan tıbbı literatüründen alınarak kedi tıbbında da kullanılmaya başlanan bu kavram, bireydeki fiziksel ve bilişsel becerilerdeki azalmaları, iyileşme becerisindeki düşmeyi ifade eder. Bu işlevsel gerilemeler hastalık, engellilik ve ölüm riskinin artmasına neden olur. Ortaya çıkardığı durumlar itibarıyla yaşlılıkta görülme olasılığı daha fazla olsa da yaşlanmayla aynı anlama gelmez. İnsanlardaki kırılganlık işaretleri şunlardır, bunların kedilerde de benzer olduğunu düşünebiliriz:
İstemsiz kilo kaybı
Güçsüzleşme
Dayanıklılıkta azalma, çabuk yorulma
Aktivitelerde yavaşlık ve genel olarak aktivitenin azalması
Bilişsel, fiziksel ve sosyal alanlarda eksiklikler
Kırılganlık sendromu tıbbi destekle, diyette ve çevrede yapılacak değişikliklerle yönetilebilir, bazı durumlarda geri de çevrilebilir.
(Sarkopeni ve Kaşeksi)
Kas ve kilo kaybı birçok hastalığın sonucu olarak ortaya çıkmış olabilir fakat yaşlılıkta fazla kilo kaybı ölüm olasılığının artmasıyla yakından ilişkilidir; bu nedenle başlı başına ele alınması gereken bir durumdur.
Kas ve güç kaybı yaşlılığa bağlıysa sarkopeni, bir hastalığa bağlı olarak ortaya çıktıysa kaşeksi olarak adlandırılır; ikisi bir arada da olabilir. Kedinizin bel bölgesindeki omurlarındaki, kürek kemiklerindeki, şakaklarındaki ve leğen kemiklerindeki kas kitlesinin elle incelenmesiyle kas kitlesindeki değişimler, “kas durumu skoru” belirlenir. (Ellerinizi bu bölgelerde bastırmadan gezdirirken kemik çıkıntılarını belirgin biçimde hissetmemelisiniz, daha akışkan hatlar hissetmelisiniz.)
Kas kaybı; zıplamalarda, güçte, genel olarak aktivitede ve etkileşimlerde azalmayla da kendini gösterebilir. Kas kaybına birçok hastalık sebep olabilir. Kronik böbrek hastalığı, kalp hastalığı, hipertiroidizm, diyabet, osteoartrit, diş hastalıkları, kanser bunlardan bazılarıdır.
Yaşlı kedilerin rutin muayenelerinde “kas durumu skoru”nun tespiti, “vücut durumu skoru”yla birlikte mutlaka yapılması gereken bir kontroldür. Fazla kilolu ya da obez kedilerde de kas kaybı gerçekleşebilir. Kedi, ağırlığı sabit kalırken kas kaybediyor olabilir. Bu basit kontrolü sizin de bilmeniz ve özellikle yaşlılıkta kedinizin kas kitlesinin durumunun farkında olmanız önemlidir. Bir azalma tespit ederseniz zaman kaybetmeden veterinerinizle iletişime geçmeniz gerekir.
Kedinizin mamasını en az 5 öğünde vermek, ıslak mamaları ılık-sıcak arası olacak şekilde ısıtarak vermek, suyu et suyu gibi sağlıklı katkılarla lezzetlendirmek gibi yöntemler kedinizin iştahının artmasına yardım edebilir.
Osteoartri̇t (“kireçlenme”) ve Spondi̇loz Deformans
Osteoartrit (eklemlerdeki koruyucu kıkırdak katmanlarının aşınması) ve spondiloz deformans (omurların kenarlarında kalsiyum birikmesi nedeniyle çıkıntılar oluşması) yaşlı kedilerde sık görülen, ağrıya ve davranış değişimlerine neden olan dejeneratif eklem hastalıklarıdır.
10 yaşın üzerindeki kedilerin %80’inden fazlasında osteoartrit vardır fakat bunların sadece %50’sinde ilişkili ağrıların klinik işaretleri görülür. Hastalık daha çok arka taraftaki eklemleri etkiliyorsa kedi tırmanırken, yukarı doğru zıplarken ya da merdiven çıkarken; ön tarafı etkiliyorsa aşağı atlarken ya da merdiven inerken sorun yaşar. Kedilerin yürüyüşündeki bazı değişimler de bu hastalık nedeniyle olabilir. Okşanma toleransındaki azalma da osteoartritle ilgili olabilir.
Spondiloz deformansta oluşan kemiksi çıkıntılar omurların hareketini engelleyerek omurga esnekliğini azaltabilir, bu da kedinizin doğal hareketlerinde tutuklaşma olarak dikkat çekebilir. Çıkıntılar eğer omurlardan çıkan sinir köklerine baskı yapıyorsa şiddetli ağrı, yürümenin değişmesi, topallama, o bölgenin okşanması sırasında beklenmedik tepkiler ortaya çıkabilir.
Bu hastalıkların neden olduğu zararlar geri döndürülemez fakat doğru tıbbi müdahalelerle kedinin ağrısız ve mobilitesi büyük oranda korunarak yaşamını sürdürmesi sağlanabilir. Mobilitenin ve genel yaşam kalitesinin korunması ise aksi takdirde ortaya çıkabilecek başka birçok sorunun engellenmesi anlamına gelir; bu nedenle kediniz için zaman kaybetmeden veteriner desteği almanız önemlidir.
Kedinizde bu hastalıklar olsun ya da olmasın, önceki bölümlerde bahsettiğimiz erişim kolaylaştırıcı çevresel değişimlerin her hâlükârda uygulanması gerekir fakat osteoartritli kediler için kaynak erişimlerinin ve kullanımlarının kolaylaştırılması daha da önemlidir.
Böbreklerin kandaki zararlı maddeleri süzmek, kan basıncını ve oksijenini ayarlamak gibi farklı süreçlerle ilgili belirli hormonları salgılamak, vücuttaki sıvı düzeylerini ve elektrolitleri ayarlamak gibi önemli görevleri vardır.
KBH, böbreğin süzme işlevini sağlayan yapılardaki ya da böbreğin kan akışındaki hasarı ve bunun sonucunda böbrek işlevindeki kalıcı bozulmayı ifade eden genel bir terimdir. 12 yaş ve üzerindeki kedilerin %80’inde KBH olduğu tahmin edilmektedir. Nedenini tespit etmek genellikle zordur çünkü kedilerin vücudu böbrekteki hasarı %66 civarı ileri bir seviyeye varana kadar tolere edebilir. Hastalık çok gecikmeden fark edilip tıbbi müdahaleler ve diyet değişiklikleri yapılırsa orta düzeyde böbrek hasarı yıllarca yönetilebilir. Günümüzde böbrek hasarını %25 seviyelerindeyken yakalayan fSDMA testi, %75 seviyelerindeyken yakalayan kreatinine göre büyük bir avantaj sağlamaktadır.
KBH olan bir kedide genelde aşağıdaki işaretlerden bazıları görülür:
Daha fazla su içme
Daha fazla çiş yapma
İştah azalması
Kilo kaybı
Kürkün kötüleşmesi
Kusma
Letarji
Depresyon
Ağız kokusu
KBH aynı zamanda kediyi bakteriyel enfeksiyonlara daha açık hale getirir. Bu nedenle kedi tuvalete daha çok gidebilir, tuvalet dışına çiş yapabilir, çiş yaparken ses çıkarabilir, zorlanıp kasılabilir (bu durum kabızlıkla karıştırılabilir), idrarında kan olabilir.
İnsan demansı ve alzheimer’ı ile benzerlikler gösteren, hafıza ve öğrenme gibi yüksek bilişsel işlevleri sağlayan beyinsel yapılardaki ve süreçlerdeki hasarlardan kaynaklanan, git gide ilerleyen ve şu an itibarıyla tedavisi olmayan bir hastalıktır. Yaşlılıkta doğal olarak ortaya çıkan bilişsel işlev gerilemelerinden farklıdır. İşaretleri; hipertiroidizm, kronik böbrek hastalığı, artrit, yüksek tansiyon gibi başka hastalıkların işaretleriyle ortaklıklar gösterdiği için teşhisi diğer hastalıkların elenmesiyle yapılır. İşaretleri şunlardır:
Oryantasyon bozukluğu
Zaman algısında bozukluk
İnsanlarla ve diğer petlerle etkileşimlerde değişimler. Daha ilgi peşinde ve bağımlı olmak ya da daha reaktif hale gelmek.
Uyuma-uyanma döngülerinde değişimler
Aşırı vokalizasyonlar, özellikle gece insanları uyandıracak seviyede “uluma” tipi vokalizasyonlar
Tuvalet dışına çiş-kaka yapma
Genel mizaç değişimleri. Daha umursamaz ya da daha kaygılı ve tetikte olmak.
Öğrenme ve hafıza problemleri. Eğitimde öğrendiklerini unutmak.
Bu hastalığın ilerleyişi bazı ilaçlarla ve gıda takviyeleriyle yavaşlatılabilmektedir, özellikle tedaviye erken aşamalarda başlanırsa. Yukarıdaki işaretlerden gözlemledikleriniz varsa veterinerinize zaman geçirmeden ulaşmanız iyi olacaktır.
Kediniz bu teşhisi alırsa ve hastalık ileri aşamalarda değilse “5 Sütun Çerçevesi”ni, kedinizde ortaya çıkan değişimleri de hesaba katarak hassas bir şekilde uygulamanız iyi olacaktır. Kediniz dışarı çıkan bir kediyse artık sadece sınırları belli, dışına çıkamayacağı, dış tehditlerin içine giremeyeceği bir alana çıkmasına izin verilebilir (bkz. “catio” vb.) Eğer hastalık ileri bir aşamadaysa, evinizin genel düzeninde artık hiç değişiklik olmaması kediniz için çok iyi olur, aksi takdirde stresi artacaktır. Evdeki mobilyaların ve kediniz için önemli olan eşyaların yerlerinin değişmesi, ev yaşamındaki zamansal düzenlerin değişmesi, eve yeni bir petin ya da insanın katılması gibi değişimler mümkünse yapılmamalıdır. Hatta gerekirse ileri evrelerde ve denediğinizde kedinize iyi geldiğini görürseniz, yaşam alanını küçültmek ve tüm temel kaynaklarını bu küçülmüş alanda tutmak, bilişsel becerileri iyice azalmış bir beyin için daha kolay bir çevre anlamına gelebilir.
Gırtlağın hemen altında, nefes borusunun iki yanında bulunan tiroid bezleri salgıladıkları hormonlarla metabolizma hızını, vücudun gıdalardan nasıl enerji elde ettiğini yönetir. Buna ek olarak, vücut ısısının korunmasında ve sempatik sinir sisteminde de görevleri vardır. Hipertiroidizmde tiroid hormonları fazla salgılanır ve metabolizma hızlanır. Nedeni tam bilinmemektedir; genetik, çevresel koşullar, beslenme, bağışıklık sistemi ya da bunların bir kombinasyonuyla ilgili olduğu düşünülmektedir.
Hipertiroidizm genelde yaşlı kedilerde görülür ve teşhis yaşı ortalamada 12’dir. Dikkat etmeniz gereken tıbbi ve davranışsal işaretleri şunlardır:
İştah artışı
Kilo kaybı (iştah artışına rağmen olabilir)
Hiperaktivite
Su alımında ve idrarda artış
Kusma
İshal
Hızlı nabız
Bakımsız kürk
Serin yer arayışı
Hastalığın ilerlediği örneklerde stres altında dil dışarıda nefes alma
Tedavi olmazsa kalp ve böbrek hasarı
Hipertiroidizm, tiroid hormonlarının fazla salgılanmasını engelleyen ilaç kullanımıyla ve diyet değişikliğiyle başarılı bir şekilde tedavi edilebilir. Tiroid aktivitesini tamamen durduran tıbbi müdahaleler de gerektiğinde uygulanabilir.
(kalp kası kalınlaşması)
9 yaşından büyük kedilerin %25’inde bu hastalık görülür. (maine coon, ragdoll, british shorthair ve sfenks gibi ırklarda genetik yatkınlık nedeniyle bu hastalık daha fazla görülür.)
Kalp kasını etkileyen hastalıkların (kardiyomiyopati) bir alt türü olan hipertrofik kardiyomiyopati kedileri en çok etkileyen kalp hastalığıdır. Kalp kası kalınlaştığı için iki kasılma arasında kalp yeterince gevşeyemez ve yeterli miktarda kanla dolmamış olur. Kalp, oluşan bu verimsizlik nedeniyle vücuda kan pompalamak için daha fazla çalışır. Bu durumun devam etmesi kalp kasında, akciğerlerde ve damarlarda hasara neden olabilir.
Hastalık oldukça ileri aşamalara varana kadar (hızlı da olabilir, yıllara da yayılabilir) genelde kedi sahipleri tarafından fark edilmez; bu nedenle düzenli veteriner kontrolleri hastalığın erken fark edilebilmesinde özellikle önem taşır.
Hastalığın insanlar tarafından pek fark edilmeyen erken aşamalarında kedi hiç işaret vermeyebilir ya da letarji ve iştah azalması görülebilir. Genelde kedi sahipleri solumada zorluk ve özellikle stresli olaylar sonrasında nefes nefese kalma ve dil dışarıda soluma gözlemleyerek veterinere başvururlar. Soluma problemleriyle birlikte kulak ve patilerde soğukluk, diş etinin ve gözün solgunlaşması gibi kan dolaşımı bozukluğuna bağlı işaretler de görülebilir. Bunlar kalp yetmezliğinin ve akciğerlerde (ya da akciğerlerle gögüs duvarı arasında) sıvı birikmesinin işaretleridir. Bu noktada, genelde, hastalık ilerlemiş olacaktır. Başka bir dikkat çekici işaret de kalpte oluşan bir pıhtının vücutta bir damarı tıkayarak genelde bacaklarda, daha çok da arka bacaklarda aşırı ağrılı felce sebep olmasıdır.
Bu hastalığın henüz bir çaresi yoktur fakat özelleşmiş bir tıbbi bakım planıyla nabzı yönetmeye, kalp yetmezliğini, akciğer sıvı birikmelerini ve pıhtıya bağlı damar tıkanıklığını engellemeye yönelik bir tedavi uygulanabilir.
(şeker hastalığı, “diabetes mellitus”)
Hücrelerin temel enerji kaynağı olan glikozun kandan kas ve yağ dokularındaki hücrelere insülin hormonunun yardımıyla geçmesi gerekir. Diyabet, pankreasın salgıladığı insülinin yeterli düzeyde olmamasına (Tip-1) ya da vücudun insüline doğru tepkiyi verememesine (Tip-2) bağlı olarak bu sürecin bozulması, kan şekerinin (glikoz) yüksek seviyelerde kalmasıdır. (Kedilerde daha çok Tip-2 diyabet görülür.) Hastalığın tipine ve bireysel özelliklere bağlı olarak belirlenen tedavilerle kandaki fazla glikozun hücrelere geçmesi sağlanır. Kandaki yüksek glikoz kontrol altına alınmazsa birçok vücut sistemi bundan zarar görür.
Her 100 ilâ 500 kedide 1 kedinin diyabet teşhisi aldığı tahmin edilmektedir. Kedilerde diyabet riskini arttıran en önemli faktörler; obezite, yaşlılık, erkek olma, hareket azlığı ve astım gibi başka hastalıklara bağlı steroid kullanımlarıdır. Obez kedilerin diyabet riski, normal kedilerin dört katıdır.
Kedinizi yaşam evresine uygun, tam ve dengeli, doğru miktarda mamayla, günde en az 5 öğün olacak şekilde beslemek, vücut durumu skorunun (BCS) 5’in üzerine çıkmamasına özen göstermek, düzenli interaktif oyun (avlanma simülasyonu niteliğindeki kedi oltası oyunları) kedinizi bu riskten korumak için yapabileceğiniz en önemli şeylerdir. Diyabetin işaretleri şunlardır:
Artan iştaha rağmen kilo kaybı
Su içmede ve idrarda artış
Letarji
Kontrol altına alınmamış vakalarda şunlar da görülebilir:
Arka bacaklarda güçsüzlük ve çökük (dizler yere yakın) yürüme
Kürkün kötüleşmesi
İkincil bir durum olarak oluşabilecek mesane iltihabına (sistit) bağlı olarak çiş yapmada zorluk, idrara kan karışması, idrar kaçırma, tuvalet dışına çiş yapma
Diyabet; insülin terapisiyle, diyet değişimleriyle ve oral ilaçlarla kontrol altına alınabilen bir hastalıktır. Diyabetli birçok kedi, hastalık kontrol altına alındığı zaman hayatlarını önemli bir kalite kaybı olmadan sürdürebilir.
Kediler, ağız ve diş sorunları yaşarken çok uzun süreler dışarı bir işaret vermeyebilir; bu nedenle evde iyi gözlem, rutin veteriner kontrolleri ve bu kontrollerde ağız muayenesinin yapılması önemlidir.
3 yaş ve üzerindeki kedilerde diş hastalıkları görülme oranı %85 civarındadır. Kedilerde dişleri, diş etini ve çeneyi etkileyen çeşitli hastalıklar vardır. En çok görülen hastalıklar plak ve tartardan kaynaklanan diş eti iltihabı (jinjivit), bunun ilerlemiş bir formu olan diş eti çekilmesi (periodontit) ve diş kökü erimeleridir (kök rezorpsiyonu). Özellikle, jinjivit ve periodontiti engellemenin en etkili yolu kedinizin dişlerini her gün fırçalamaktır. (Bu konuda Kedi Eğitimi Örnekleri bölümümüzdeki ilgili sayfadan faydalanabilirsiniz.)
Aşağıdakiler kedinizde bir diş hastalığı olduğunun işareti olabilir:
İştah azalması ya da kilo kaybı
Kuru mamayı reddetmek ve sadece yumuşak mamaları kabul etmek
Mama tanelerini ağızdan düşürmek
Salya akıtma, kanlı salya, mama kabında kan izleri
Ağız kokusu
Ağız çevresini patilemek
Yüzü yere ya da mobilyalara sürtmek
Yerken kafayı bir tarafa eğmek ya da çiğnerken zorlanma
Tımarlamanın azalması ve kürkün kötüleşmesi
Diş etlerinin normal görünümde olmaması (kızarıklık, şişme, kanama, çekilme gibi değişimler)
Sallanan, kırık ya da eksik dişler
Ağızda yara ya da lezyonlar
Okşarken ağız, kafa ve boyun bölgesine dokunulmasına tepki gösterme
Tartar oluşumları
Davranış değişiklikleri (agresifleşme, huzursuzluk, saklanma)
Diş Eti İltihabı (jinjivit): Plak; dişi kaplayan, bakteri ve tükürükten oluşan bir biyofilmdir. Fırçalamanın sağladığı sürtünme ile temizlenebilir. Temizlenmezse tükürük içindeki minerallerle etkileşerek sertleşir ve tartar oluşturur. (Tartar diş fırçalamayla temizlenemez, tıbbi müdahale gerekir.) Temizlenmeyen plak bakterileri zamanla diş eti hattının altına inerek burada bağışıklık sistemini tetikleyerek diş eti iltihabını başlatabilir. Bu durumda diş etleri kızarır, şişer ve kedi ağrı yaşar.
Diş Eti Çekilmesi (periodontit): Jinjivit ilerlerlediğinde periodontit aşamasına geçilir. Bu aşamada dişi, altındaki diş etine ve kemiğe sabitleyen dokular iltihabın ve bakterilerin ürettiği maddelerin etkisiyle zarar görür; süreç sallanan dişler ve diş kaybıyla sonuçlanır. Periodontit, neredeyse her zaman tedavi edilmemiş jinjivitin sonucu olarak ortaya çıkar. Bu nedenle diş etindeki kızarıklığı ve şişmeyi sizin ya da veterinerinizin fark etmesi, hastalığın jinjivit aşamasında yakalanıp tedaviye başlanması çok önemlidir.
Bu hastalık, dişin yapısının erimeyi andıran şekilde bozulmasıdır. Bu bozulma genelde dişin içinde başlar ve diğer katmanlara doğru yayılır. Hastalık, dişin üzerinde, diş eti hattı seviyesinde pembemsi lekelerle (lezyon) kendini gösterebilir. Bu aşamada dişin içindeki hasar ileri seviyeleri varmış demektir. Bu lezyonlar, diş eti hattı seviyesindeki daha hafif görünümlülerden dişin üst kısmında, mine üzerinde bulunan daha büyük olanlara kadar çeşitlilik gösterebilir.
Kedilerdeki diş kayıplarının en büyük sebebi bu hastalıktır. Nedeni bilinmemektedir. Jinjivitle ilişki olabilir ya da olmayabilir. Kedilerin %30 ilâ %70’inde bu hastalığın bazı işaretleri görülür. Çok ağrılıdır; kedi, bu nedenle mamasını yemek istemeyebilir, yediklerini ağzından düşürebilir, yerken kafasını bir yana doğru eğebilir, çiğnerken zorlanabilir, salya akıtabilir, daha asabi bir hal alabilir.
Hipertansiyon (yüksek tansiyon) genelde yaşlı kedilerde yüksek oranlarda görülen kronik böbrek hastalığı ve hipertiroidizme bağlı olarak ortaya çıkar ve “ikincil (sekonder) hipertansiyon” olarak adlandırır; bununla birlikte başka bir hastalığa bağlı olmaksızın da görülebilir (“birincil (primer) hipertansiyon”). Hipertansiyon, kronik böbrek hastalığı olan kedilerde %60 civarında, hipertiroidizmli kedilerde de %20 civarında görülür.
Hastalığın etkisiyle vücutta dokular ve organlar zarar görebilir. Riski en fazla organlar, gözler, beyin, böbrekler ve kalptir. (İnsanların aksine kedilerde, kalp hastalığı nadiren yüksek tansiyonun sebebidir; genelde yüksek tansiyon kalp hastalığının sebebidir.)
Gözlerdeki oluşabilecek retina kanamaları erken müdahalenin etkili olabileceği nadir vakalar dışında kalıcı körlüğe neden olur.
Beyin ve sinir sistemindeki kanamalar; beklenmeyen davranışlara, oryantasyonda, yürümede ve dengede bozulmaya, uzuvlarda güçsüzlüğe, nöbetlere, demansa ve komaya neden olabilir. Bu değişimlerin bir kısmı kan basıncının hızlı yükselmesiyle ilişkilidir ve hastalığın erken aşamalarında başlayan tedaviyle kaybolabilirler.
Hipertansiyonlu kedilerde kalp kası kalınlaşmasına bağlı olarak ileri seviyelerde ve nadir vakalarda kalp yetmezliği ortaya çıkabilir.
Hipertansiyon, böbreklere zarar vererek böbrek hastalığı riskini arttırır. Bununla birlikte, böbrek hastalığı da ikincil hipertansiyona neden olabilir ve bu da hastalığın ilerleme hızını arttırabilir.
Hipertansiyonun işaretleri çoğunlukla hastalık ilerlemişken ortaya çıkar ve genelde göz problemleriyle ve ardından körlükle kendini gösterir. Bu nedenle aşağıdaki olası erken işaretleri fark etmek bu hasarlar oluşmadan müdahale edilebilmesi için önemlidir:
Depresyon
Aşırı vokalizasyon
Yorgunluk ve letarji
İçe kapanıklık
Eşyalara çarpmak
Göz kanamaları
Hipertansiyonun tedavisinde ilaçlarla ve düzenli takiple kan basıncı 160 mmHg altında tutularak organ hasarının engellenmesi hedeflenir. Ek olarak, hipertansiyonun nedeni olabilecek böbrek hastalığı ya da hipertiroidizm gibi etken hastalıklar varsa bunların tedavisi de birlikte sürdürülür. Birincil hipertansiyonda hastalık kontrol altına alınarak organ hasarları engellenebilir. İkincil hipertansiyonun tedavisindeki başarı, etken hastalığın durumu ve tedavisiyle doğrudan ilişkilidir.
Kediler yaşlandıkça birçok farklı tipteki kanserin görülme olasılığı da artar. Kanserlerin ilk belirtileri çoğu zaman spesifik değildir. Tümörün etkilediği doku ve organlardaki komplikasyonlar sonraki evrelerde güçlenir. Erken teşhis kanser tedavisinin başarısındaki en önemli ve belirleyici faktörlerden olduğu için aşağıda listelenen işaretlerin hepsi ciddiye alınmalıdır ve veterinerle iletişime geçilmelidir:
İştahsızlık ve kilo kaybı
İştahta bozulma olmamasına rağmen kilo kaybı (kanser hücreleri besin emilimlerini arttırıp metabolik ihtiyacı yükseltebilir; bu nedenle kedi iştahlı olsa bile kilo kaybedebilir.)
Enerji düşüklüğü, letarji
Sosyal etkileşimlerde azalma, çekinik davranışlar
Deride ya da deri altında ele gelen kabarıklık ya da sertlikler
İyileşmeyen yaralar (özellikle açık renkli kedilerde, yüzde ve kulaklardaki iyileşmeyen yaralara, küçük de olsalar önem verilmesi gerekir)
Karında şişme (kansere bağlı sıvı birikmesi işareti olabilir)
Aktivite azalmasıyla birlikte nefes almada zorluk ya da hızlı nefes alıp verme (akciğer tümörüne bağlı olabilir)
Tuvalette azalma ya da kumun tamamen temiz kalması (sindirim ya da idrar yolundaki bir tümöre bağlı tıkanma olabilir)
Sarılık: Kulakta, diş etinde ya da göz akında sarımsılaşma (karaciğer tümörü işareti olabilir)
Hareketlerdeki bozulmalar, topallama (Kemik ve eklemleri etkileyen kanserlerin işareti olabilir.)
Kürkte keçeleşmeler (kansere bağlı enerji düşüklüğünden kaynaklı genel halsizlikle ilgili olabilir)
Ağız problemleri, kanlı salya, ağız kokusu (Ağız tümörlerinin sık rastlanan işaretleridir.)
Kedilerde kanserin tedavisi insanlarla aynı denebilir. Teşhiste ortaya çıkan duruma göre cerrahi müdahale (en etkili yöntemdir), kemoterapi (ilaç terapisi) ve radyoterapi ile tümör ya da tümörler küçültülmeye ya da vtamamen yok edilmeye çalışılır. Bu süreçten sonra da periyodik kontroller başlar.
Kedinizin kaka yaparken zorlanması, daha seyrek yapması ya da hiç yapamaması kabız olduğu anlamına gelir. Kedilerde yaşlılığa bağlı olarak sindirim sisteminin işlevlerinde bozulmalar olabilir. Bunlara ya da başka bir sağlık problemine bağlı olarak kabızlık görülme olasılığı artar. Kedi kabız olduğunda dışkı, kolon ve rektumda kalır, git gide kurur ve sertleşir. Kabızlık çok uzarsa kolon ve rektumdaki dışkı, geçiş kabiliyetini yitirebilir (“obstipasyon”). Bu süreçler tekrarlanırsa ve uzarsa “megakolon” olarak adlandırılan durum oluşabilir; yani kolon tamamen tıkanır, şişer ve dışkıyı kasılarak rektuma doğru itme kabiliyetini kalıcı olarak yitirebilir. (Bunun ileri vakalarında, sindirim yolundaki zararlı mikroorganizmaların kana karışmasını engellemek için işlevini yitiren kolon parçasının alınacağı bir cerrahi müdahale gerekebilir.)
Kedilerde kabızlığın işaretleri şunlardır:
Kaka yapma sıklığının azalması
Fazla ıkınmak, dışkı çıkışında zorluk
Tuvalette fazla zaman geçirmek, etrafı eşeleyip durmak
Tuvalet sırasında ağrı yaşamak ve vokalizasyon
Küçük, sert ve kuru dışkı
Tuvalete daha çok gitmek ama bir şey yapamamak (Bunun sebebi idrar yolu tıkanıklığı da olabilir ve durum buysa kedinizi hemen, o anda, veterinere götürmelisiniz. Çok hızlı öldürücü olabilen bir durumdur.)
Obstipasyonlu bazı kedilerde ıkınırken kaka yerine sadece ishali andıran kakasal sıvıların çıkması
İleri vakalarda iştah azalması ve kusma
Kabızlığa neden olan ya da kabızlığa zemin oluşturan faktörler arasında en sık görülenler şunlardır:
Ağrı: Herhangi bir sebepten, mesela artrit, kedi tuvaletini kullanırken, giriş-çıkışta ya da çömelirken ağrı yaşıyorsa kullanımını seyrekleştirecektir. Bunun dışında, yutulan yabancı bir cismin sindirim yolunun iç yüzeyine vereceği bir hasar nedeniyle oluşan bir ağrı da kabızlığa yol açabilir.
Susuzluk: Herhangi bir nedenle kedinin alması gerekenden daha az su alması ve bunun kronikleşmesi kalın bağırsaktan daha fazla su emilmesine ve dışkının daha kuru ve sert olmasına yol açabilir. Susuzluğun nedeni olabilecek kronik böbrek hastalığı gibi bir hastalık da kabızlığı tetikleyen koşulları oluşturabilir.
Fiziksel engeller: Sindirim yolunun yabancı bir cisimle, bir tümörle ya da travma vb. bir sebeple daralması ya da sıkışması kabızlığa neden olabilir.
5 Sütun Çerçevesi’ndeki kriterlerin karşılanmamış olması: Hiçbir tıbbi durum olmasa bile tuvalet kullanımını zorlaştıracak çevresel koşullar kabızlığa zemin hazırlayabilir.
Tuvaletin fiziksel özelliklerindeki problemler (küçük ölçüler, giriş kenarı yüksekliğinin fazla olması, üstünün açık olmaması)
Temizlik eksikliği (Günde en az iki temizlik yapmamak)
Kedilerin en fazla tercih ettiği bilinen kokusuz ve ince taneli (kumsu) ürünler yerine başka ürünlerin kullanılması
Tuvaletlerin sakin ve kolay erişilebilir yerlerde olmaması
Çok kedili evlerde en az kedi sayısından bir fazla sayıda tuvalet olmaması
Çok kedili evlerde tuvalet rekabeti ya da baskın bir kedinin yaşlı kedinin tuvalet erişimini zorlaştıran dominant davranışları varsa bu konunun fark edilmemesi ve ele alınmaması
Tuvalet kullanımının travmatik ya da kötü bir olayla ilişkilenmesi
Elektrolit ya da hormon bozuklukları: Vücuttaki tiroid hormonu, potasyum ya da kalsiyum seviyesindeki azalmalar kolonun kasılma hareketini zorlaştırarak kabızlığa sebep olabilir.
Sinirsel: Bağırsak hareketlerini kontrol eden sinirleri etkileyen travma ya da hastalıklar
Kabızlığın tedavisinde hastalığın sebebine ve seviyesine göre farklı tedavi ve müdahaleler uygulanır. Bu tedavilerin etkili olamadığı ileri seviyelerde kolonun büyük bir bölümünün alındığı bir cerrahi operasyon söz konusu olur.
Not: Öncelikle konuyu veterinerinizle ele aldıktan sonra ve onun da onayı varsa kedinize günde çeyrek ilâ yarım tatlı kaşığı katkısız balkabağı püresi verebilirsiniz. Lif ve su açısından yüksek olan bu gıda hem bağırsak hareketlerine hem de dışkının yumuşamasına yardım edebilir. Yalnız, kabızlıkta öncelikli konunun yeterli su alımı olduğunu unutmayın. Kediniz yeterli suyu alamıyorsa tek başına lifi arttırmak işe yaramadığı gibi zararlı bile olabilir.
Kedilerde de yaşlılıkta birden fazla hastalığın eş zamanlı görülmesine sık rastlanır. Hastalıklardan biri diğerinin sebebi ya da tetikleyicisi olabilir, hastalıklar birbirlerinden bağımsız da olabilir. Teşhis ve tedavinin karmaşıklaştığı bu tür durumlarda daha kapsamlı bir muayene, görüntüleme ve laboratuvar çalışması gerekir. Yaşlılıkta sık görülen eş zamanlı hastalıklar şöyledir:
Kronik böbrek hastalığı (KBH) + hipertiroidizm
KBH + dejeneratif eklem hastalıkları (DEH)
KBH + kalp yetmezliği
KBH + periodontal hastalık
KBH + zayıf vücut durumu/periodontal hastalık/sistit
Hipertiroidizm + diyabet
Diyabet + obezite
Diyabet + KBH
Diyabet + hiperadrenokortisizm (ya da Cushing hastalığı, kortizol hormonunun fazla salgılanması)
Diyabet + alt idrar yolu hastalıkları
Diyabet + idrar yolu enfeksiyonları + hipertiroidizm + KBH
Obezite + DEH/diyabet/kalp hastalığı/solunum hastalığı
Triaditis (karaciğer, pankreas ve ince bağırsağın iltihaplanması)
Hipertansiyon + hipertiroidizm
Hipertansiyon + KBH
Hipertansiyon + hiperaldesteronizm (adrenal bezlerin aldesteron hormonunu fazla salgılaması)
Az kilo + DEH/diyabet/KBH/hipertiroidizm/neoplazi (iyi ya da kötü huylu tümörler)
S. L. H. Ellis ve ark. (2013). AAFM and ISFM Feline Environmental Needs Guidelines:. Journal of Feline Medicine and Surgery. DOI: 10.1177/1098612X13477537. | Arşiv bağlantısı
M. Ray ve ark. (2021). 2021 AAFP Feline Senior Care Guidelines. Journal of Feline Medicine and Surgery. DOI: 10.1177/1098612X211021538
R. Eyre ve ark. (2021). Aging cats prefer warm food. Journal of Veterinary Behavior. DOI: 10.1016/j.jveb.2021.09.006 | Arşiv bağlantısı
P. Johnson-Bennett (2020). Cat vs. Cat. ISBN-13: 978-0143135586 (ISBN-10: 0143135589). Yayınevi: Penguin Books
American College of Veterinary Behaviorists (2020). Decoding Your Cat. ISBN-13: 978-0143135586 (ISBN-10: 0143135589). Yayınevi: Houghton Mifflin Harcourt
Z. Todd (2020). Purr: The Science of Making Your Cat Happy. ISBN: 9781771648141 (ISBN-10: 1771648147). Yayınevi: Greystone Books
M. M. Delgado (2024). Play With Your Cat!. ISBN: 9780593541340. Yayınevi: Tarcher
P. Johnson-Bennett (2011). Think Like a Cat. ISBN: 978-0-14-311979-1. Yayınevi: Penguin Books
Special considerations for senior cats. (26 Eylül 2025). Erişim tarihi: 12 Ağustos 2026. Erişim kaynağı: iCatCare | Arşiv bağlantısı
Cognitive dysfunction syndrome. (26 Eylül 2025). Erişim tarihi: 12 Ağustos 2026. Erişim kaynağı: iCatCare | Arşiv bağlantısı
Hypertension in cats. (26 Eylül 2025). Erişim tarihi: 12 Ağustos 2026. Erişim kaynağı: iCatCare | Arşiv bağlantısı
Cancer in cats. (26 Eylül 2025). Erişim tarihi: 12 Ağustos 2026. Erişim kaynağı: iCatCare | Arşiv bağlantısı
Feline Diabetes. (2024). Erişim tarihi: 12 Ağustos 2026. Erişim kaynağı: Cornell Feline Health Center | Arşiv bağlantısı
Feline Dental Disease. (Haziran 2024). Erişim tarihi: 12 Ağustos 2026. Erişim kaynağı: Cornell Feline Health Center | Arşiv bağlantısı
Hypertension. (2021). Erişim tarihi: 12 Ağustos 2026. Erişim kaynağı: Cornell Feline Health Center | Arşiv bağlantısı
Constipation. (2021). Erişim tarihi: 12 Ağustos 2026. Erişim kaynağı: Cornell Feline Health Center | Arşiv bağlantısı
Warning signs of cancer. (2021). Erişim tarihi: 12 Ağustos 2026. Erişim kaynağı: Cornell Feline Health Center | Arşiv bağlantısı
Lenticular Sclerosis in Cats. (8 Kasım 2023). Erişim tarihi: 12 Ağustos 2026. Erişim kaynağı: VCA Hospitals | Arşiv bağlantısı
Cataracts in Cats. (22 Mayıs 2024). Erişim tarihi: 12 Ağustos 2026. Erişim kaynağı: VCA Hospitals | Arşiv bağlantısı
Elderly Cats. Erişim Tarihi: 12 Ağustos 2026. Erişim kaynağı: Cats Protection
"Elderly Cats" (pdf). (2025) Cats Protection. Erişim Tarihi: 12 Ağustos 2026. Erişim kaynağı: Cats Protection
"The Behaviour Guide" (pdf). (2025) Cats Protection. Erişim Tarihi: 12 Ağustos 2026. Erişim kaynağı: Cats Protection
M. M. Delgado. (5 Şubat 2026). Helping the aging cat: Understanding frailty. Erişim tarihi: 12 Ağustos 2026. Erişim kaynağı: what your cat wants | Arşiv bağlantısı
M. M. Delgado. (4 Mart 2026). Five easy ways to help your cat age well. Erişim tarihi: 12 Ağustos 2026. Erişim kaynağı: what your cat wants | Arşiv bağlantısı
M. Çolak (18 Ocak 2026). Kedi Maması Nasıl Seçilir? Etiket Okuma Rehberi 2026. Erişim Tarihi: 22 Ağustos2026. Erişim kaynağı: VetKriter
M. Çolak (19 Ocak 2026). Yaşlı Kedi Beslenmesi: 7 Yaş ve Üzeri Kediler İçin Beslenme Rehberi. Erişim Tarihi: 22 Ağustos2026. Erişim kaynağı: VetKriter
M. M. Delgado. Instagram paylaşımı. 18 Mayıs 2023. Erişim tarihi: 26 Ağustos 2026. Erişim yeri: Instagram | Arşiv bağlantısı
A. Sparks, S. L. H. Ellis, L. Rowe. Five-a-Day Felix | A report into improving the health and welfare of the UK’s domestic cats (pdf). Erişim Tarihi: 26 Ağustos 2026. Erişim Kaynağı: iCatCare
S. Handl, J. Fritz. The water requirements and drinking habits of cats. (12 Aralık 2018). Erişim tarihi: 26 Ağustos 2026. Erişim kaynağı: Veterinary Focus Online | Arşiv bağlantısı